article

Dünya'nın 1000 km. dibinde su bulundu

Almanya Bayreuth Üniversitesi'nden Fei Hongzhan, 900 km. derinlikte başlayan ve katı olarak bilinen manto geçişindeki kayaların içinde okyanus büyüklüğünde su kütlesi bulunduğunu açıkladı

Dünya dışı gezegenlerde su ve hayat arama çalışmaları devam ederken Dünya'nın altındaki araştırmalar da hız kesmiyor. Almanya'nın Bayreuth Üniversitesi'nden bilim insanları son deneyleriyle önemli bir bulguya ulaştı.

Dünya'nın derinliklerinde de, yüzeydeki büyük bölümü oluşturan okyanusların barındırdığı su miktarına yakın düzeyde su olduğu tahmin ediliyor. Yerküre'nin manto katmanına geçişteki, yüzeyin 410 ile 660 kilometre altına uzanan kaya parçalarına benzer formlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda bulguya ulaşıldı. 

Araştırma ekibinden Fei Hongzhan yaptığı açıklamada şöyle dedi:

 

  • Tahminlerimiz doğrusa Dünya'nın derinliklerinde devasa bir su kaynağı var. Yeryüzündeki okyanusların hacmine yakın olduğunu düşünüyoruz.

 

Öte yandan, belirtilen su miktarı sıvı halde bulunmuyor. İyonlarda olduğu gibi, mineral kristalleri arasına sıkışmış halde bulunan bir su kütlesi söz konusu. 

Illinois'de bulunan Northwestern Üniversitesi'nden Steven Jacobsen, mantonun derinliklerindeki kayalara sıkışmış suyun kendilerini kaynak üzerine düşünmeye zorladığını belirtiyor.

Jacobsen'a göre mantonun sıvıdan katı hâle dönüşme esnasından beri orada olabilir. Yani bu su, kuyruklu yıldız ya da göktaşları vasıtasıyla gelen eski kaynaklar doğrultusunda değil bizzat Dünya'da oluşmuş.

Araştırma ekibinden olmayan Jacobsen, keşif sayesinde Dünya gezegeninin evrimiyle ilgili kilit soruların bu sayede açığa çıkarılabileceğini düşünüyor. Hatta Güneş Sistemi dışına taşan çıkarımlar da yapılabilir. 

TİTİZ ÖLÇÜMLER SONUCUNDA

Fei ve çalışma arkadaşlarının şu ana dek yaptığı çalışmalar aslında doğrudan volkanik kayalar üzerinde yapılmadı. Manto katmanında bulunan formdaki kayalar sentetik olarak modellendi ve laboratuvar ortamında test edilerek yüksek su içeriğinden çıkarımlar yapıldı.

Deney boyunca elde edilen veriler, çekirdeğe doğru 2900 kilometreye dek uzanan mantoda yapılan jeofizik ve sismik ölçümlerde ortaya çıkan akışmazlık değerleriyle örtüşüyor. Dolayısıyla mantoda su olduğuna dair kanılar güçleniyor. 

Fei, üst ve alt mantoların kuru olduğunu fakat arada kalan geçiş bölgesinin kuru olduğuna dair iddiaların böylelikle çürütüldüğünü söylüyor. Kolaylıkla ölçülebilen kayma hareketliliği verilerinin de bulguyu doğruladıklarında hemfikirler. Kristal yapılardaki düz çatlakların ya da bozulmaların hareket edebildiği ve bunun da akışkanlık sonucunun çıkarabileceği belirtiliyor. 

Yani kusur ne kadar belirginse kristallerin hareketi o kadar kolaylaşıyor ve akışmazlığı düşüreceği, kayaların daha 'sulu' olacağı vurgulanıyor. 

Bu ilişkiyi bulmanın kolay olmadığını ve çok ciddi, titiz laboratuvar çalışmaları gerektirdiğini söyleyen uzmanlara bir destek de Kanada'daki Alberta Üniversitesi'nde çlaışan Graham Pearson'dan geldi. Pearson, yapılan çalışmalardan anlaşıldığı kadarıyla manto geçişinde su ihtimalinin çok yüksek olduğunun altını çizdi.