KAPİTALİZMİN YIKILIŞI İSLAM’IN YENİDEN DOĞUŞUNU GETİRECEKTİR

HAFTALIK GÜNDEM DEĞERLENDİRME

KAPİTALİZMİN YIKILIŞI İSLAM’IN YENİDEN DOĞUŞUNU GETİRECEKTİR

İslam, hem yönetim nizamı hem de iktisat nizamı ile insanlığı, halkları ve toplumları kalkındıracak. Servetlerimiz onları çalan bir avuç gözü dönmüşün elinden geri alınacak. İşçisinden işverenine, çiftçisinden memuruna kadar herkes hak ettiğinin karşılığını alacak. Bunu İslam sağlayacak, bunu İslam’ın yönetim sistemi olan Raşidi Hilafet sağlayacak, bunu İslam’ın iktisat nizamı sağlayacak. Şu mübarek ramazan ayında Rabbimizden niyazımız, sömürgeci kapitalist düzenlerin tümünün yıkılmasıdır.

KAPİTALİZMİN YIKILIŞI İSLAM’IN YENİDEN DOĞUŞUNU GETİRECEKTİR

Türkiye’nin gündemi hatta dünyanın gündemi Korona virüsü, uzmanların, siyasetçilerin, akademisyenlerin yöneticilerin dillerine doladıkları tek şey pandemi salgını… Yatıyoruz korona, kalkıyoruz korona… Bütün Televizyonlar, gazeteler, sosyal medya araçları buraya, Covid-19’a projeksiyon tutuyorlar. Türkiye ve dünya bu salgından çok daha hayati öneme sahip başka bir kriz ile karşı karşıya ama bunu kimse konuşmuyor, çünkü konuşulmasını istemiyorlar.

Aslında bu ekonomik krizi dünya korona ile karşılamadı, tam 12 sene önce 2008’de yaşanan mortgage krizinin etkilerini yaşıyor dünya. ABD başta olmak üzere kapitalist sömürgeci devletler 2008’den beri bu krizi aşmak işin çeşitli arayışlara girdiler ama çökmüş olan sisteme yaptıkları yamalar hiçbir işe yaramadı. Covid-19 virüsü oluşan bu krizin etkilerini daha da fazla gün yüzüne çıkardı ve krizin boyutunu çok daha derinleştirdi. Ama bakın dikkat edin; Türkiye ve dünya pandemiye karşı verilen mücadeleden hiç çıkmak istemiyor. ABD başkanı Trump pandeminin faturasını Çin’e kesmeye çalışarak ekonomik krizin etkilerini manipüle etmeye çalışıyor. ABD’de işsizlik giderek artıyor, bu süreçte 30 milyona yakın insan işsiz kaldı. Sağlık sistemi çöktü, parası olmayanlar ölüme terkediliyor. Avrupa korona ile ilgili gerçekleri gizleyerek halk üzerinden salgın psikolojisi oluşturup kriz sürecini yürütmeye çalışıyor. Türkiye’ye gelince, ekonomik krizin halka dönük yansımalarını covid-19’a karşı verilen mücadele ile kapatmaya, gizlemeye çalışıyor.

Biz sizi bu ekonomik krizin detaylarında istatistiklerinde falan boğacak değiliz, asıl ekonomik sistemin nasıl bozuk bir zemine inşa edildiğini ortaya koyacağız. Öncelikle şunu aklınızdan sakın ama sakın çıkarmayın Kıymetli Müslümanlar, sayın seyirciler; Kapitalist iktisat sisteminin temeli sömürüye dayanmaktadır. Kapitalist sistemde insanın hiçbir değeri yoktur. Kapitalist sermayedarlar için insan, daha fazla zenginleşmeleri için kullandıkları bir araç bir metadır. Aynen makine gibi, para gibi… Kapitalizmin en büyük sömürü aracı ise borsa ve faiz sistemidir. Dünya genelinde yaşanan gerek büyük gerekse küçük krizleri incelediğimizde bunu görürüz. İşte sömürüye dayalı bu iktisat sistemi her geçen gün servetlerinizi elinizden alıyor, insan emeğini heba ediyor. Özellikle Türkiye gibi dışa bağımlı olan ülkelerde bu tahribat çok daha fazla…

İşte bakın, ABD çöküyor, Avrupa çöküyor ancak Türk lirası döviz karşısında her geçen gün değer kaybediyor. Altın aldı başını gitti. İşçi, memur emeklerinin karşılığını alana kadar, hak ettikleri kazanç çoktan enflasyonda, döviz kurunda eriyip gidiyor. Bir çiftçiyi düşünün, her türlü zorluğa rağmen üretimin yapıyor, o kadar emek ve maliyetle hasadını satıp para kazanacak güya ama yok pahasına ürünü elinden alınıyor. Bitmiyor sonra da kazandığı o üç kuruş paraya bankalar çöküyor. Bir işveren düşünün, üretim yapıyor, kazancı ya vergiye gidiyor ya da sigortaya... Bir işçi düşünün, emeğinin karşılığı olmayacak kadar az maaş alıyor, aldığı maaş elektrik, su, doğalgaz faturalarına gidiyor. Bakın dünyada petrol fiyatları eksiye düşmesine rağmen Türkiye’de dün yine akaryakıta zam yapıldı. İşsizlik almış başını gitmiş. Ne çalışan memnun hayatından, ne çalışmayan. Öyle bir düzen kurulmuş ki, Kıymetli kardeşlerim! Mutlu olanlar sadece zenginler ve yöneticiler… Çünkü onlar toplumun tamamının hakkının olduğu servetlerin üzerine çökmüşler ve aralarında paylaşıyorlar. 

Kıymetli Müslümanlar değerli Türkiye halkı!

Bu düzen daha ne zamana kadar böyle devam edecek, ne zamana kadar daha bunların olmasına izin vereceksiniz? Servetlerin yağmalanmasına, emeğin zayi edilmesine, halkın bir avuç elit yönetici ve kapitalist sermayedarın kölesi olmasına ne zamana kadar rıza göstereceksiniz? Kapitalist devletler bugüne kadar güvenlik siyaseti gereği insanları savaş ile korkuttular, yıldırdılar, sesinizi kıstılar. Fitne ve nifak ile Terörist ve düşman ilan ettiler. Kendi geleceklerini korumak için ya bizimlesiniz ya teröristlerle diyerek korkuttular. Elinizde, avucunuzda, cebinizde ne var ne yok çaldılar, vampir gibi kanınızı emmedikleri kaldı. Şimdi artık dünyanın kaynaklarına yalnız başına sahip olmak için bir avuç kapitalist, kalan nüfusun yok edilmesini istiyor. Tüm bunları görmüyor musunuz? Bakın kapitalizm çöktü, her geçen gün biraz daha yıkılıyor. Dünya devletleri arayış içindeler. Yöneticilerin ağızlarından yenidünya düzeni söylemleri dökülüyor. Peki, şekillendirecekleri yeni düzeninde fakirleri mi düşünecekler, kimsesizleri, ya da garibanları mı düşünecekler, insanı mı düşünecekler? Sizi mi düşünecekler? Elbette hayır! Onlar sadece kendilerini düşünürler. Onlar, servetleri ve çıkarları için milyonlarca insanı gözünü kırpmadan öldüren gözü dönmüş katillerdir. Onlardan ne yardım istenir nede yardım beklenir. Onlara karşı ancak meydan okunur, sömürü düzenlerini yerin dibine sokmak için karşılarına çıkılır ve onlardan hesap sorulur.

Bakın Amerika’ya, Bakın Avrupa’ya, Rusya’ya, Çine ve diğerlerine… Küçücük bir virüs birkaç ayda darmadağın etti hepsini. Ancak Müslümanları yönetenler halen onların yanında izzet ve şeref arıyorlar. Çökmüş olan bu kapitalist Batılı düzenin sırtına yok edici darbeyi vurmak yerine elinden tutup ayağı kaldırmaya çalışıyorlar.

Peki ya siz? İnsanlığın geleceği için ayağa kalkmayacak mısınız? Dünya tarihinde yeni bir dönüm noktası olacak kalkışmayı yapmayacak mısınız? Kapitalist düzenlere ve sizi kandıran sözde demokratik rejimlere meydan okumayacak mısınız? Şunu sakin unutmayın! İstikbal İslam’ındır. Allah’ın izni ve yardımıyla kapitalizm yıkılacak ve küresel sistemde oluşacak bu siyasi boşluğu İslam dolduracak. Kapitalizmin yıkılışı İslam’ın yeniden doğuşunu getirecek.

İslam, hem yönetim nizamı hem de iktisat nizamı ile insanlığı, halkları ve toplumları kalkındıracak. Servetlerimiz onları çalan bir avuç gözü dönmüşün elinden geri alınacak. İşçisinden işverenine, çiftçisinden memuruna kadar herkes hak ettiğinin karşılığını alacak. Bunu İslam sağlayacak, bunu İslam’ın yönetim sistemi olan Raşidi Hilafet sağlayacak, bunu İslam’ın iktisat nizamı sağlayacak. Şu mübarek ramazan ayında Rabbimizden niyazımız, sömürgeci kapitalist düzenlerin tümünün yıkılmasıdır. Rabbimiz Müslümanları ikinci Raşid-i Hilafet Devletinin ikamesi ile şereflendirsin…

DARBELERE SON VERMEK İÇİN SÖMÜRGECİ DEVLETLER İLE DOSTLU BİTİRMEK GEREKİR

Türkiye’de darbe söylentileri pandemi gündeminde bile devam diyor. İktidar her gün virüs ve salgın uyarısı yaparak halka can güvenliği korkusu pompalanıyor. Diğer taraftan muhalefet darbe konuşmaları yaparak başka tehditler savuruyor. Bu zor günleri halkın bir an evvel atlatması için kenetlenmesi, bir araya gelmesi, istişare etmesi gereken iktidar ile muhalefet birbirlerini suçlamaktan, birbirlerine laf yetiştirmekten bir türlü geri durmuyorlar. Eee çünkü en çok istismar ettikleri şey bu, kendilerine an çok oy kazandıran propaganda malzemesi bu, karşılıklı söz dalaşı… CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu darbe iması bulunan açıklamalar yaptılar. Bu açıklamaları “darbeye davetiye” olarak gören AK Parti anında tepki verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan dün salgın tedbirleri kapsamında alınan yeni kararları açıkladıktan sonra darbe iddialarına karşı CHP’yi çok sert bir dille uyardı.

Kıymetli Müslümanlar!

Darbe, eskiden beri Türkiye’de bir İngiliz geleneğidir. Batılı devletler sömürdükleri ülkelerdeki kontrolü başka güçlerin eline kaptırdıklarında devreye başvururlar. Bunu da en çok İngilizler yapmıştır. İngilizler Hilafeti yıktıktan sonra ele geçirdikleri Müslüman ülkelerde bürokrasiyi ve orduyu sıkı bir şekilde ellerinde tuttular. Bu ikisi, yani bürokrasi ve ordu siyasette yaşanabilecek beklenmedik sapmalarda İngilizler için adeta emniyet sibobudur. Türkiye’nin darbeler tarihi bu hakikatin delilidir. Dolayısıyla İngiltere patenli CHP’nin darbe ile birlikte adının anılması, CHP’nin darbe özlemi garipsenecek bir durum değildir. Zira efendilerine hizmet aşkı, Kemalist darbeci askerler ve CHP için her şeyden üstündür.

Sorun şu ki mesele sadece CHP ile sınırlı değildir. Bilakis mevcut iktidar için de aynı şeyler geçerlidir. Efendilerine âşık olma geleneği onlarda da fazlasıyla mevcuttur. Biri İngilizlere diğeri Amerikalılara âşık... İktidarın Amerikan aşkını, Ak Parti’nin ABD sevdasını korona salgını sürecindeki eylem ve söylemlerinde bile açık bir şekilde görebilirsiniz. İktidar sanki Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı’nı her fırsatta aşağılayan, ABD değilmiş gibi davranıyor. Sanki Türkiye karşıtı silahlı örgütlere tırlar dolusu silah yardımını yapan ABD değilmiş…

Evet, kıymetli Müslümanlar!

Darbe kötüdür, daha kötüsü ise insanları darbe ile korkutarak kendi yolsuzluklarını, zulümlerini, ihanetlerini, başarısızlıklarını ve tükenmişliğini gizlemeye çalışmaktır. Darbe kötüdür evet, daha kötüsü ise ahlaksızlık yayan, kokuşmuş laik demokrasiyi tek kurtarıcı olarak göstermektir. Darbe kötüdür, daha kötüsü ise sömürgeci kâfir ABD’nin kuklası olmaktır! Darbe geleneğinden kurtulmak için ilk önce sömürgeci kâfir devletler ile olan dostluğun bitirilmesi gerekir. Çünkü darbelerin azmettiricileri işte bu sömürgeci devletlerdir. Hem İngiltere ile ABD ile dost ve müttefik olup hem de darbeler kötüdür demek ikiyüzlülüktür.

Evet, Kıymetli Müslümanlar!

Bu laik, kapitalist sistem kötülüklerin kaynağıdır. Bu sistem ahlaksızlık üretiyor, bu sistem krizler üretiyor, bu sistem dinsiz nesiller yetiştiriyor. Kötülük üreten bu sistem yok edilmelidir! Bu bataklık kurutulmalıdır! Ancak darbeyle değil, İslam’ın fikri ve siyasi liderliği ile… İslami bir meydan okuma ile… Sömürgecilere sırtını yaslayarak değil önce Allah’a sonra da ümmete güvenip dayanarak!

ÇOCUKLARI CHP ZİHNİYETİNDEN KORUYUN!

Şişli ve Kadıköy Belediyelerinde Kent Konseyi bünyesinde LGBT Meclisi diye bir yapı kuruldu. Bu meclisin ilk icraatı 23 Nisan’da “LGBT’li Çocuklarda var” temalı afişler hazırlamak oldu. Düşünebiliyor musunuz? Bu ülkede halkı Müslüman olan bir ülkede çocuklara sapkın düşüncelerle el uzatan onları da kendi sapkınlıklarına dâhil etmek isteyen esfele safilin bir kesim var. Yıllardan beri “Onur Yürüyüşü” adı altında mitingler düzenleyerek kendi varlıklarını topluma kabul ettirmek isteyen bu sapkınları CHP’li Belediyelerin desteklemesine öfke besleyin beslemesine de… Bu çirkinliklere kapı aralayan İstanbul Sözleşmesini mevcut iktidarın imzaladığını ve yürürlüğe koyduğunu da unutmayın lütfen!

Bakın bu CHP, iktidarın icraatlarından sadece birkaçına muhalefet etmedi. Bunlardan biri de iktidarın işte bu İstanbul Sözleşmesi’nin arkasında durmasıdır. Yani CHP bu konuda iktidarı destekliyor. Eşcinselliğe sapıklık, hastalık demek, bu LGBT’li sapkınları dışlamak ve kötülemek İstanbul Sözleşmesine göre suç kabul ediliyor ve sözleşmeyi imzalayan, uygulayan AK Parti hükümetidir.

Kıymetli Müslümanlar!

Hizb-ut Tahrir Türkiye olarak Aile Nesil ve Toplum İslam ile korunur başlıklı uzun soluklu kampanyada dikkat çekmek istediğimiz, tehlikesi ile uyardığımız konu tam da budur işte! Eş cinsel sapkınlıklar normalleştiriliyor ve bu melun işi yapanlar mazlum hatta mağdur olarak gösterilmek isteniyor. Bu normalleştirilme operasyonunda çocuklar da kullanılıyor. Milli Eğitim Bakanlığı bir taraftan evde kal Türkiye derken, diğer taraftan çocuklardan bu eşcinsel sapkınlık ile özdeşleştirilen gök kuşağını çizip pencerelere asmalarını istiyor. Böylece bu sapkınların sembolleri sevimli gösteriliyor, normalleştiriliyor. Tehlike büyük değil çok ama çok büyük kıymetli Müslümanlar! İktidar derhal harekete geçilmeli ve derhal İstanbul sözleşmesi feshedilmelidir! Sapkın derneklerin hepsi kapatılmalıdır. Adı her ne olursa olsun Avrupa’dan fonlanan feminist örgütlerin kapısına kilit vurulmalıdır. Müslüman çocuklar CHP’nin sapkın zihniyetinden, Müslüman kadınlar ise KADEM gibi feminist derneklerin zihniyetinden korunmalıdır. Okullarda öğretilen toplumsal cinsiyet zırvalığına derhal son verilmelidir. Bu toplumun dini değerleriyle uyumlu kültür ve ahlak anlayışı okullardaki eğitimde ana omurgayı teşkil etmelidir. Yoksa bu ahlaksızlık virüsün yayılması gibi yayılacak ve nesillerimizi ifsat edecek Allah muhafaza.

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu
05.05.2020

 

 

 

 

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.