HAFTALIK GÜNDEM DEĞERLENDİRME

TÜRKİYE’Yİ KIRMIZIYA KİM BOYADI?

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Üyesi Sayın Muhammed Emin Yıldırım gündeme ilişkin açıklamalarda bulunuyor. -Türkiye'yi kırmızıya kim boyadı -Çin Dışişleri Bakanı'nın Türkiye ziyareti -Ak Partili büro çalışanı hakkındaki tartışmalar

                                                          
TÜRKİYE’Yİ KIRMIZIYA KİM BOYADI?


Kıymetli Müslümanlar, Sayın Basın Mensupları…
Toplantımıza dün açıklanan yeni pandemi tedbirleri ve alınan yeni yasaklar ile başlayacağız. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi ve gündem ile ilgili değerlendirmeler yaptıktan sonra yeni yasakları duyurdu. "Türkiye'nin tamamında sokağa çıkma sınırlaması akşam 21.00’den sabah 05.00’e kadar haftanın her günü devam edecek.” “Kırmızı kategorideki illerde sadece pazar günü uygulanan sokağa çıkma sınırlaması artık cumartesi ve pazar günü olacak.” dedi Sayın Cumhurbaşkanı… Çok yüksek riskli grubu teşkil eden kırmızı kategorideki illerin, Türkiye nüfusunun %80'ini teşkil eden 58 şehre ulaşmış olmasını da alınan bu yeni yasaklara gerekçe gösterdi.


Şimdi sormak istiyorum, Türkiye’nin pandemi risk haritasını kırmızı yapan kim? Camilerde sosyal mesafe kuralına göre namaz kılan cami cemaati mi? Yoksa lebalep dolu salonlarda neredeyse her gün kongre yapan iktidar partisi ve onun yöneticileri mi? Kim? Motosiklette birlikte seyahat ettikleri için durdurulan sonra da kocasının yanından indirilip otobüse bindirilen hanım abla mı vakaları bu kadar artırdı? Yoksa vatandaşı, dolmuşta, otobüste, metrobüste, uçakta yan yana, burun buruna seyahate mahkûm eden idareciler mi?  Yeni doğum yapmış yakınını hastanede ziyarete giderken durdurulup 3000 TL ceza kesilen vatandaş mı Türkiye’yi kırmızıya boyadı? Yoksa nasıl olsa yasaklı olmadığı için il il, ilçe ilçe gezerek tıka basa salonlarda kongre yapan bütün partilerin yöneticileri mi Türkiye’yi kırmızıya boyadı? Müşteri yokken sosyal mesafeli şekilde oturup çay içtikleri için kaymakam tarafından kendilerine cezai işlem yapılan eczane çalışanları mı çok riskli şehir sayısını 58’e çıkardı? Yoksa Türkiye’nin 81 ilinden binlerce insanı otobüslerle Ak Parti’nin Ankara’daki kongre salonuna getirenler mi Türkiye’yi kırmızıya boyadı? Kim yaptı kıymetli Müslümanlar siz söyleyin!


Bu yasaklar niçin konuluyor, uyulması için değil mi? Bu tedbirler niçin alınıyor vaka sayıları düşsün diye, pandemi bitsin diye değil mi? O halde yasakları koyanlar niçin onu çiğniyorlar? Tedbirleri alanlar niçin uymuyorlar? Muhalefet partileri açık ve net şekilde iktidarın bu pişkinliğini eleştirmiyorlar, konuşmuyorlar, yapılan bu adaletsiz uygulamaları dile getirmiyorlar. Neden biliyor musunuz? Bunun tek bir cevabı var!  Çünkü onlarında işine geliyor. Çünkü vatandaşa ayrı, siyasetçilere ayrı, esnafa ayrı siyasi partilere ayrı bu uygulama onlarında işine geliyor. Onun için sadece iktidar partisi değil bütün partiler dolu dolu salonlarda kongre yapmaya devam ediyorlar. HDP Diyarbakır’da nevruz kutlaması yaptı söyler misiniz sosyal mesafe mi vardı? MHP Ankara’da Olağan Genel Kongre yaptı tedbirlere mi uydu?  CHP daha dün İstanbul Sözleşmesi’nin feshi sebebiyle Genel Merkez binası önünde tıkış tıkış burun buruna basın toplantısı yaptı. 


Bunların size, sizin sağlığınıza değer verdiği falan yok Kıymetli Müslümanlar. 
Bakın dün açıklanan pandemi tedbirleri kapsamında Ramazan ayı boyunca ülke genelinde toplu iftar ve sahur gibi etkinlikler yasaklandı biliyorsunuz. Müslüman Türkiye halkı aylardır camilerde omuz omuza saf tutarak namaz kılmaya hasret. Geçtiğimiz Ramazan ayında camiler tamamen kapatıldı. Cuma namazları bile kılınamadı. Müslümanlar Ramazan’ın manevi atmosferini yaşayamadılar, birlikte iftar edemediler, aile ve akraba ziyareti yapamadılar. Bayram sevincini ve mutluluğunu tadamadılar. Pandeminin başladığı tarihten bugüne bir seneden fazla zaman geçti. Bu bir senede Turizm sezonu gelince yasaklar kalktı, oteller açıldı, eğlence mekanları doldu taştı. Geçen yaz sırf yabancı turistler Türkiye’ye gelsin diye, sırf sahiller dolup taşsın da ülkeye dolar girsin diye pandemi yasaklarınız kaldırdılar. Şimdi daha Ramazan gelmeden bunlar toplu iftarları, sahurları yasakladılar.

Kıymetli Müslümanlar, neden vakalar artınca ilk önce camilere yasaklar geliyor, neden risk artınca ilk önce Ramazan etkinlikleri yasaklanıyor? Çünkü bu kararları alanlar sizin değer verdiklerine değer vermiyor. Rus turistlerin getirdiği dövize değer verdikleri kadar sizin orucunuza değer vermiyorlar. İslam’ım değerlerinin korunması, Müslümanların İslam’ın değerlerine sarılma arzusu bunların hiç ama hiç umurunda değil. Bakın göreceksiniz, Ramazan bitince, sıcaklar biraz artıp yaz gelince yasak diye bir şey kalmayacak, tedbirleri kaldıracaklar. 


Ama biz her şeye rağmen Müslümanların İslami değerlerine sarılmalarını önemsiyoruz. Değerlerimize sarıldığımız zaman Rabbimizin lütuf ve keremine nail olacağımıza inanıyoruz. Bu sebeple de bu sene Ramazan boyunca yapacağımız çalışmalarımızda “Ramazan Değerlerimize Sarılma Zamanı” diyeceğiz. Müslümanları değerlerine sarılmaya davet edeceğiz. Rabbimize, Ramazan’ı en güzel şekilde karşılamak, ihya etmek ve bayrama sevinç içinde girmek için dua ediyoruz. 


ÇİN DIŞİŞLERİ BAKANI’NIN TÜRKİYE ZİYARETİ
Geçen hafta Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Ankara’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Milyonlarca Doğu Türkistanlı Müslümana toplama kamplarında zulmeden komünist Çin yönetiminin Dışişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu tarafından sıcak bir şekilde karşılandı. Çavuşoğlu, ziyaretle ilgili resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Çinli Bakan ile ekonomik iş birliği, salgınla mücadele ve aşı konusunu ele aldıklarını söyledi. Çavuşoğlu ayrıca Türkiye ile Çin arasında imzalanan İade anlaşmasının Uygurların Çin'e gönderileceği anlamına gelmediğini, Türkiye’nin Uygur Türkleri’ne ilişkin sözde “hassasiyet ve düşüncelerini” Çinli Bakana ilettiklerini belirtti.


Kıymetli Müslümanlar
İslam yurdu Doğu Türkistan’da 70 yıldır süren bir işgal ve zulüm var. Kafir Çin devleti son yıllarda zulümlerini iyice ayyuka çıkardı. Doğu Türkistanlı kardeşlerimize namaz kılmayı, oruç tutmayı, erkeklerin sakal bırakmasını, kadınların İslami elbiseler giymesini yasakladı. Müslüman halk düğünlerde alkol kullanmaya camilerde dans yapmaya zorlandı ve hala zorlanmaya devam ediyor. Cuma namazlarında camiler artık bomboş. Dahası Allah’ın tertemiz evleri artık Çinli kafirlerin içkili eğlence mekanı olarak kullanılıyor. Bu zulümlerin en aşağılık olanlarından biri de “Çin yönetiminin ‘Kardeş Aile’ projesi adı altında her Doğu Türkistanlının evine bir Çinli erkek yerleştirerek Müslüman bacıların namus ve iffetlerini tarumar etmesidir. İzzet ve şereflerini ayaklar altına alıyor olmasıdır. Evet, Müslümanlar birçok zulme maruz kaldılar. Fakat tarihin hiçbir döneminde böylesine aşağılık bir uygulamaya maruz kalmadılar. İnsanlık böylesine alçakça bir muameleye şahit olmadı. 


Aslında tüm bu yaşanan katliamların, zulümlerin ve asimilasyon politikalarının tek sebebi Doğu Türkistan'daki halkın Müslüman olması, İslami bir kimliğe sahip olmasıdır. Peki Kafir Çin bu zulümleri icra ederken Müslümanların sözde yöneticileri ne yapıyor? Lafa gelince İslam’ı ve Türklüğü kimseye bırakmayan sözde mazlumların hamisi Türkiye’nin yöneticileri ne yapıyor? Onların ne yaptığı gayet açık. Çin’in zalim ve aşağılık yöneticilerini kırmızı halılarda karşılayıp dostluk mesajları veriyorlar.
Şimdi buradan onlara seslenmek istiyorum.


Ey Yöneticiler; Bir takım ikili ticari anlaşmalar, Çin’den gelecek birkaç kuruş ve aşı uğruna kâfir Çin’in Uygurlu Müslümanlara uyguladığı soykırım ve asimilasyon politikalarını görmezden geldiniz. Reel politik uğruna kardeşlerinize ihanet ettiniz. İşinize gelince soydaşlık, kardeşlik, işinize gelmeyince Uluslararası anlaşmalar dediniz. Siz, Doğu Türkistan topraklarını Çin'in toprak bütünlüğünden sayarak bir İslam toprağının işgal edilip kemirilmesine razı oldunuz. Müslümanlara bunca zulmü reva gören zalim Çin’e had bildirmeniz gerekirken onlara şirin görünmek için bütün çizgileri çiğnediniz. Hiç mi Allah’tan korkmuyorsunuz? Belli ki yeterince korkmuyorsunuz! Eğer gerçekten Allah’tan korkuyor olsaydınız, eli kanlı Çinli bakanı Türkiye’ye sokmazdınız! Eğer gerçekten Allah’tan korksaydınız, Çinli bakanın ziyaretini protesto etmesinler diye Türkiye’deki Doğu Türkistanlı Müslümanları uydurma gerekçelerle ev hapsine almazdınız. Eğer Allah’tan korksaydınız Çinli bakana “çak bir beşlik yaparak” Müslümanların yüreğini yakmazdınız. Müslümanların gözleri önünde dinimizin ve kardeşlerimizin düşmanlarıyla pişkince pozlar vermezdiniz. Zira siz kafir Çin’e muhabbet beslerken, onları kırmızı halılarda sempatik hareketlerle karşılarken onlar kardeşlerimize zulmetmeye devam ediyorlardı.


Ey yöneticiler! Kardeşlerimizin arşı alaya ulaşan sesleri sizin saraylarınıza ulaşmadı mı? Ailesinden koparılmış gözü yaşlı çocukların çığlıkları sizi rahatsız etmedi mi? Sizde hiç mi izan kalmadı? Sizde hiç mi vicdan kalmadı? Sizde hiç mi haya kalmadı? Belli ki kalmamış Öyleyse Rasuli Kelamla diyoruz ki “Haya etmiyorsanız dilediğinizi yapın” Son olarak; Kardeşlerimizi sahipsiz bıraktığınızdan onları kafir Çin’in olmayan insafına terk ettiğinizden, Allah düşmanlarının kanlı ellerini sıktığınızdan dolayı Rasululah Sallallahu aleyhi ve Sellem’in  şu kavliyle sizi uyarıyoruz: 


“Kim bir kelime dahi olsa bir müminin öldürülmesine katkı sağlarsa kıyamet gününde o kişi alnında “Allah’ın rahmetinden mahrumdur”, yazılmış olarak Allah’ın huzuruna çıkacaktır.”


AK PARTİ BÜRO ÇALIŞANI HAKKINDAKİ TARTIŞMALAR
Kamuoyu AK Parti Genel Merkezinde çalıştığı söylenen Kürşat Ayvatoğlu’nun kokain partisindeki görüntülerini tartışmaya devam ediyor. Elbette bu görüntüler üzerine çok şeyler söylenebilir. AK partideki yozlaşmanın boyutları anlatılabilir, dindar nesil yetiştireceğiz derken paranın, şatafatın esiri olmuş kokainman bir nesil yetiştirildiği söylenebilir. Daha bir çok şey söylenebilir. Ancak Kürşat Ayvatoğlu’na bir kimlik yüklemek doğru değildir. Kürşat Ayvatoğlu ne AK Partildir, Ne MHP ne CHP ne de herhangi bir partidendir O, mevcut laik kapitalist sistemin resmidir. Bu sistemi benimseyen, destekleyen, doğru kabul eden her kim var ise onun aynadaki yansımasıdır. Bu nedenle meseleyi AK Parti meselesine indirgemek hakikatlerle yüzleşmeden kaçmak demektir. 


Bugün Kürşat Ayvatoğlu hakkında bir şey söylemek istemiyoruz.  Zira o köleleştirilmiş milyonlarca gencimizden sadece bir tanesidir. Bu gün bizim lafımız, bizim itirazımız Kürşat Ayvatoğlu olayında bir kez daha kendisini gösteren iki yüzlülüğe karşı olacaktır. 


Kıymetli Müslümanlar Sayın Basın Mensupları
Erdem, yitirdiğimiz güzel hasletlerimizden biridir. Erdem, yanlışlar karşısında tavır takınmak, doğruların yanında olmaktır. Erdem hak bildiği şeyi korkusuzca haykırmaktır. Erdem, mazlumun ahına cevap vermek onun sesi olmaktır. Heyhat ki başta siyasiler olmak üzere, gazeteciler, akademisyenler ve medyada yer alan türlü türlü uzmanlar erdemi bir kenara bırakalı gerçekten çok uzun zaman oldu! Bir gencin çektiği kokainden AK Partiye saldırıya geçenler medyada ağzı dolu dolu laflar edenler kendi safından biri aynı şeyi yaptığında ses çıkarmıyorsa, rüşvetin, hırsızlığın, adam kayırmacanın peşine düşüp iktidarın açıklarını arayanlar kendi yandaşları iş başına geçtiğinde gözlerini kapatıyorsa, ekonomideki kötü gidişatın faturasını iktidara kesenler, aynı dünya görüşüne sahip kişiler yönetime geldiğinde mazeret arıyorsa, çocuk istismarı var diye bas bas bağıranlar partnerleri tecavüzcü çıkınca sesleri çıkmıyorsa, “kadına şiddete hayır” diyenler konu başörtülü bir kadın olunca başka bir yere bakıyorsa kimse erdem aramasın!


Aynı şekilde iktidardan beslenenler iktidarın attığı her adımı doğru ya da yanlış olmasına bakmaksızın avuçları patlayıncaya kadar şakşaklayıp peşinden koşup onu masumlaştırıyorsa kimse erdemden bahsetmesin. AK Partililer, CHP’liler, MHP liler, HDP’liler tüm laik demokratlar size sesleniyorum! Siz fiillere değil faillere göre tavır takınmayı refleks haline getirmişsiniz! Kürşat Ayvatoğlu’nu siz bu halE getirdiniz! Onu siz iki yüzlü yaptınız! Onun ruhunu şeytana siz sattınız!  Kürşat Ayvatoğlu gibi gençler menfaatperestliği, iki yüzlülüğü sizden öğrendi! Siz, gençlere kaypaklığı öğrettiniz! Menfaat için nasıl karaktersiz olunması gerektiğini siz gösterdiniz! Doğru yada yanlış  diye bir şey olmadığını, sadece menfaatine geleni savunmak gerektiğini siz salık verdiniz! Kürşat Ayvatoğlu sizin eseriniz! 


Kıymetli Müslümanlar!
Laik demokratik hayat değerlerimizi bir bir elimizden almaya devam ediyor. Hakikatin değeri kalmadı. Ölçüler değişti tek ölçü menfaat oldu. Allah’ı razı etmek Allah’ın rızasını kazanmak ulaşılması gereken bir hedef olmaktan çıktı! Siz siz olun, bu iki yüzlü, yalancı, çıkarcılardan uzak durun! Onların sözlerine itibar etmeyin! Laik demokratik kapitalist sistemden yüz çevirin! Gelin hep birlikte bu kokuşmuş düzene hayır diyelim! Haydi İslam’a sımsıkı sarılın! İslam’ın devletini talep edin ki o devlet Raşidi Hilafet Devletinden başkası değildir! Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. 

 

Hizb-ut Tahrir Türkiye

23 Mart 2021

 

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.